Uşak Sevdalısı Kimdir?
Birçok kişi Uşak’ta yaşadığımı düşünse de hayatımı uzun yıllardır Almanya’da sürdürüyorum. 1971 yılında Uşak’ın İlyaslı köyünde, kerpiç bir evde dünyaya geldim. 1979 yılında rahmetli babamın bizleri Almanya’ya, yanına aldırmasıyla başlayan gurbet hayatım, bugün de devam ediyor. Burada kendi firmamda çalışıyorum.
Henüz çocuk yaşta memleketimden ayrılmış olmama rağmen örf ve âdetlerinden, kültüründen, köyünden ve memleketinden hiçbir zaman kopmamış bir Yörüğüm. Ülkemi sık sık ziyaret ediyor, onu bütün değerleriyle seviyor ve bu değerlere sahip çıkmayı bir sorumluluk olarak görüyorum.
Yurt dışında farklı şehirlerden ve ülkelerden insanlarla bir arada yaşıyoruz. Sohbetler sırasında nereli olduğum sorulduğunda, her zaman gururla “Uşaklıyım.” derim. Ancak zaman zaman “Uşak nerede?”, “Karadeniz’de mi?” veya “Daha önce hiç duymadım.” gibi yanıtlarla karşılaşmak beni üzerdi. Memleketimin yeterince tanınmaması, zamanla içimde onu daha geniş kitlelere anlatma isteğini güçlendirdi.
Uşak; tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış, pek çok ilke imza atmış, halı ve kilimleriyle dünya çapında değer kazanmış bir şehirdir. Buna rağmen sahip olduğu tarihî, kültürel ve doğal zenginliklerin yeterince tanıtılmadığını düşünüyordum. İşte bu düşünceyle, yıllar önce “Uşak’ı keşfedecek, güzelliklerini gün yüzüne çıkaracağım.” diyerek yola çıktım.
Almanya’daki işime ara verip tamamen kendi imkânlarımla biletimi aldım, ekipmanlarımı hazırladım ve Uşak’a geldim. Sabah saat 07.00’den akşam 21.00’e kadar, kimi zaman çeşitli zorlukları ve tehlikeleri göze alarak aylarca köy köy, tepe tepe dolaştım. İnsanlarla görüştüm, sorular sordum, araştırmalar yaptım ve çekimler gerçekleştirdim. Bu çalışmalar sayesinde, Uşak’ın yerel halk tarafından dahi yeterince bilinmeyen pek çok tarihî ve doğal güzelliğini milyonlarca insana tanıtma imkânı buldum.
Keşfettiğim yerleri görüntülemekle yetinmedim. Bu alanların değerlendirilmesi, tanıtılması ve korunması gerektiğini ilgili resmî kurumlara da ilettim. Böylece Uşak’taki çeşitli yerlerin tanınmasına ve koruma altına alınmasına katkıda bulunabildim. Elbette bu gelişmeler kısa sürede gerçekleşmedi. İlk dönemlerde girişimlerim yetkili kurumlarda beklediğim karşılığı bulmasa da vazgeçmedim. Göreve gelen her yeni yetkiliye önerilerimi aktarmayı ve hazırladığım çalışmaları sunmayı sürdürdüm.
Bu çabalarımın örneklerinden biri, bugün önemli bir turizm noktası hâline gelen ve ünlü modacıların da ziyaret ettiği Taşyaran Vadisi’dir. Bununla birlikte, yıllardır değerlendirilmesini önerdiğim başka yerler de bulunuyor. Uşak’ın tanıtımı konusunda kurumsal düzeyde hâlâ yapılması gereken çalışmalar olduğuna inanıyorum.
Bugüne kadar çektiğim video ve fotoğraflar; sinema ve belgesel yapımcıları, haberciler, belediyeler, valilikler ve üniversite öğrencileri tarafından kullanıldı. Bu paylaşımlarımda hiçbir maddi karşılık beklemedim. Görüntülerimden yararlanan üniversite öğrencilerinin hazırladıkları projeyle Türkiye birinciliği elde etmesi, benim için büyük bir mutluluk kaynağı oldu. Ayrıca BKU Okulu için hazırladığım müzik klibinin, 32 Avrupa ülkesinin katıldığı yarışmada birincilik kazanmasıyla “Bir gün Uşak’ı dünyaya tanıtacağım.” hedefim doğrultusunda anlamlı bir başarıya ulaştım.
Bu yola çıktığım ilk dönemlerden itibaren çeşitli kişi ve kurumlardan iş birliği, ortaklık, sponsorluk, ücretli çekim, düğün çekimi ve fotoğrafçılık eğitimi verme gibi teklifler aldım. Ancak “Ben bu yola para için değil, Aşk için çıktım” benim bu yolculuğa çıkış nedenim Para kazanmak değil, memleketime duyduğum sevgiydi. Fotoğraf ve filmlerimden yararlanarak gelir, ödül veya çeşitli kazanımlar elde edenler oldu; benim ise bu çalışmalardan maddi bir kazancım olmadı. Asıl amacım, Uşak’a olan sevdamı yaptığım işlere yansıtmak ve şehrimin tanınmasına katkı sunmaktı. Bu amaca önemli ölçüde ulaştığıma inanıyorum.
Yıllar süren keşif ve tanıtım çalışmalarımın ardından, yine kendi imkânlarımla belgeseller hazırlamaya başladım. Uşak’ın tarihî ve doğal güzelliklerinin büyük bölümünü belgesel çalışmalarımda ele aldım. Uluslararası izleyicilere de ulaşabilmek amacıyla yeni Uşak Müzesi için hazırladığım belgeselin İngilizce versiyonunu da yaptım. Bu çalışmayla da Uşak’ın tanıtımında bir ilke imza attım.
En fazla emek verdiğim çalışmaların başında ise “Uşak İçin Söyle” projesi geliyor. Hazırlığı ayları, hatta yılları bulan bu proje için “Olmaz, yapamazsın.” diyenler oldu. Buna rağmen yılmadım, pes etmedim ve projeyi tamamladım. Uşak’ta bir ilk olmasına karşın, ne yazık ki beklediğim ilgiyi görmedi. Yine de ortaya koyduğum emeğin ve memleketim adına gerçekleştirdiğim bu çalışmanın benim için taşıdığı değer değişmedi.
Bugün, Uşak’ta gezip görmediğim yerin neredeyse kalmadığını söyleyebilirim. Memleketime olan sevdamı; köy belgeselleri hazırlayarak, Uşaklı sanatkârlarımızın tanıtım filmlerini çekerek ve yapay zekâ desteğiyle Uşak’a özgü müzikler oluşturarak yaşatmaya devam ediyorum. Çektiğim filmler bazı ulusal televizyon kanallarında da yayımlanıyor. Bu yayınlardan herhangi bir ücret almıyorum. Çünkü benim için bütün bu çalışmaların ortak bir anlamı var: Her şey Uşak için.
Gelecekteki hedeflerimden biri de Uşak’ın tarihini, kültürünü ve doğal güzelliklerini bir arada anlatan, İngilizce bir genel tanıtım filmi hazırlamak. İnşallah bu hedefimi de gerçekleştirerek memleketimi dünyaya tanıtma yolculuğumu sürdüreceğim.
Saygı ve sevgilerimle,
Fevzi Ünlü
